TEZKERE | Fırat ÜRPER
Güneşli soğuk bir kasım sabahı, bölük komutanı jandarma üsteğmen, içtima alanında erlere ve kendisinden hem yaşça büyük hem de daha
Read MoreGüneşli soğuk bir kasım sabahı, bölük komutanı jandarma üsteğmen, içtima alanında erlere ve kendisinden hem yaşça büyük hem de daha
Read MoreYıllar sonra çocukluğumun kapısına doğru, zamanın tozunu alma cüretiyle uzun bir yolculuğa çıkmıştım. Elimde toz bezi niyetine yıpranmış bir çizgili defter ve dolma kalemle, sakalına karışmış saçıyla, boynunda asılı yakın gözlükleriyle, uzun süre aynı pozisyonda oturmaktan tutulmuş beliyle içimde hiç büyümemiş o çocuğu da yanıma alarak yol alıyordum kalbimin doğusuna.
O kapıyı yeniden açtığımda ardımda bıraktığım şeyleri yerli yerinde bulamama endişesi sarıyordu içimi. Bu endişeyle birlikte tatlı bir heyecan da bastırıyordu çünkü kitabımın ilk taslağı yanımdaydı ve her şey kavakların ardımdan ıslık çalmasıyla başlamıştı.
Read MoreDers bitti. İlk tenefüs zili çaldı. Hikayesini bildiğim duvarlara dokununca bir kaç saat önce doğan güneşin bütün sıcaklığı neredeyse içime doldu. Taşların üzerinde hatıralarını bırakmış bir çocuğun siması belirdi ve göz kırpıp gitti.
Read MoreYapmaktan büyük keyif aldığım, sıcak bir odanın penceresinden yağan karı seyredip buğulu camlara şekiller çizmenin ve pencere mermerine düşen karı, top top yapıp sobanın üzerine koyarak su damlalarının zıplaya zıplaya buharlaştığını izlemenin ahmaklık olduğunu düşündüm. Sonrasında kötü bir insan olmadığımın çabası içerinde buldum kendimi. Derken yolun karşısında, varmaya çalıştığım durağın hemen yanında bir kadını gördüm.
Read MoreNehrin içinde bir baş belirdi. Kıyıya, karşıma yüzdü. Yavaşça ayağa kalkıp sudan çıkarken mehtabın bir parçası kopup omuzlarından bacaklarına dek beyaz bir elbise halinde tenini sardı. Uzun saçlarından ve bedeninden sular damlayarak yanıma yürüdü. Annemdi. Fotoğraflarından ve hatıralarımdan bile güzeldi.
Read Moreİkisi de evin başka bir yanına bakıyordu; Kemal az önce sigara içtiği cama, Esra mutfak kapısındaki desensiz yolluğa. Esra’nın gözleri dolu dolu. Kemal’in gidecek yeri yok.
Read MoreKaranlık odadan görünmese de, ay ışığı anne rahmine düşen bir cenin gibi Can’ın kapalı göz bebeklerinde zuhur ediyordu. Kainatın en sancılı ay doğumu bu geceydi.
Read MoreBir bumerang gibi Doğan Apartmanı’na döndü fakat dairesine değil avluya yöneldi. Holdeki büyük lambanın altından geçerken yüzündeki karanlık bir anlığına, bir yanılgı gibi ışıdı. Avluda bir ceviz ağacı olmaya karar vermişti.
Read MoreCoşkulu kalabalığın bağıra çağıra haykırdığı bestelerin uğultusu yankılanıyordu şehrin arka sokaklarında. Kırmızı siyah meşalelerin ve kalabalıkların arkasında gökdelenler ve neon
Read MoreBir süre arkadaşlarının sessizliğini, soğuk bakışlarını izledi. Sağ elinin parmaklarını boynunda ve çenesinde gezdirdikten sonra geriye yaslandı. Geçen sene dil sınavlarından iyi notlar edinerek bugün on yıllık oturum izni olan annesinin elindeki kâğıdı, parmaklarının bilgisayar tuşlarına değişini ve gülümseyen yüzünü getirdi gözlerinin önüne.
Read More