KAVUŞACAĞIMIZ AKŞAMIN ÖNCESİ | Ozan Yüzer

Nehrin içinde bir baş belirdi. Kıyıya, karşıma yüzdü.  Yavaşça ayağa kalkıp sudan çıkarken mehtabın bir parçası kopup omuzlarından bacaklarına dek beyaz bir elbise halinde tenini sardı. Uzun saçlarından ve bedeninden sular damlayarak yanıma yürüdü. Annemdi. Fotoğraflarından ve hatıralarımdan bile güzeldi.

Read More

PUSLU AVLUDA ÖZLENEN | Ozan Yüzer

Bir bumerang gibi Doğan Apartmanı’na döndü fakat dairesine değil avluya yöneldi. Holdeki büyük lambanın altından geçerken yüzündeki karanlık bir anlığına, bir yanılgı gibi ışıdı. Avluda bir ceviz ağacı olmaya karar vermişti.

Read More

ORTAKÖY GÜNCESİNİN GÜZ YAPRAĞI | Ozan Yüzer

Çocukluğunun, ilk gençliğinin evi, ölümden dönmüş pitoresk bir müze görünümündeydi. Çatıya çıktık, her
yeri otlar, yapraklar sarmış, aşağı doğru binanın dış cephesinden uzamıştı. Buradaki ilk günümüzün
aksine bu kez hiç konuşmadık, yalnızca izledik, hatırladık, izledik, unuttuk, izledik, düşündük ve
ağlamamak için yutkunduk.

Read More

KARLI SABAHIN FISILTILARI | Ozan Yüzer

Sonra içeri odadan kutular getirdiniz, bir kucak dolusu. Kadınların ve ergonomik kullanılmaya muhtaç olan minik evlerin vazgeçilmezi kutular. İçinde hatıralarınız vardı. Günlükler, defterler, çizimler, karalamalar, baskılar, resimler, fotoğraflar ve birlikte yaptığınız takılar.

Read More

KARA ÖYKÜ | Ozan Yüzer

Şehrin orta yerinde, girişi gizli ama kilitsiz, unutulmuş, dar bir çıkmaz sokaktaydı. Sokağın sonunda yalnız başına eski bir köşk vardı. Sokağın girişi gizli olduğundan mıdır, köşkün kapısı açıktı. Eşikten birkaç kere seslendi ama yanıt alamayınca içeri girdi. Mobilyalar, duvarlar, kapılar, vitraylar, abajurlar eski bir zamandan ya da başka bir dünyadan kalmıştı.

Read More