Özgü seyyar arabanın üzerine, kitapların arasına kuruluyor, ben tekerin üzerindeki bölmeye çıkıp bizi yokuş aşağı sürüyorum. Akyol’u Mebusan’a bağlayan keskin virajda kontrolü kaybediyorum, alabora oluyoruz. Bir film klişesi gibi saçılan kitapları topluyoruz. Kazancı’daki manav erik yetiştiriyor yatışalım diye.
Yönetmen, abartıyla her şeyi daha çarpıcı hale getirmeye çalışırken, kadın bedeninin nesneleştirilmesi ve bir görsel haz halinde sunulması konusunda filmi tam da eleştirdiği şeyin kendisi yapmaktadır ve yönetmenin asıl niyetinin o olmamasının bir anlamı kalmamaktadır.
İnsanları onlar tek başına iken, bir kenara saklanıp on kişi vurmanın adıdır Pusu. Ancak modern pusu, insanları tek başına, görgü tanığı bırakmadan ruhsal açıdan büyük fiziksel açıdan minik izler bırakarak avlayacaktır.
Binlerce yıllık bir tarih ile yoğrulmuş evler, kiliseler ve kültürlerin arasında unutulmaz birkaç gün yaşamak istiyorsanız eski Midyat sokaklarında kaybolmalısınız. Bu kaybolma uzun sürmez Tor’un küçük şirin bir çocuğu elinizden tutar ve size Matiate (Midyat) ve Üç kutsalı üzerine bilgiler verip sizi bütün sevecenliğiyle gezdirir.
John Berger ve Susan Sontag, 1983 yılında daha sonra “Bir Hikâye Anlatmak: Sanat, Tiyatro ve Edebiyat Üzerine Denemeler” adlı kitapta yayımlanacak kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdiler. Bu söyleşide sanat, edebiyat ve kültür üzerine derinlikli bir fikir alışverişinde bulunarak; hikâye anlatımının doğası, sanatçının toplumdaki rolü ve görsel imgelerin dünyayı anlamlandırmamız üzerindeki etkisi gibi temel meseleleri ele aldılar. Söyleşi, bugün de entelektüel yoğunluğu ve sanatın özüne dair sunduğu çarpıcı açılımlarla önemini korumaktadır.
21. Uluslararası Ankara Öykü Günleri kapsamında, Cansu Özbay’ın Türkçe çevirisiyle söyleşinin tamamı ilk kez “Ankara Öykü Günleri” YouTube kanalında yayımlanmıştır.
Yönetmen, abartıyla her şeyi daha çarpıcı hale getirmeye çalışırken, kadın bedeninin nesneleştirilmesi ve bir görsel haz halinde sunulması konusunda filmi tam da eleştirdiği şeyin kendisi yapmaktadır ve yönetmenin asıl niyetinin o olmamasının bir anlamı kalmamaktadır.
Uçsuz bucaksız bir ‘huzur-zaman’ boşluğundayım, ruhum uzay-zaman boşluğunda. Fakat Güneş Sistemi’ni terk edecek kadar uzaklara gitmiş değil. Şimdilik Satürn halkalarının üzerinde dolanıp duruyor. Ne ara oralara kadar gittiğini anlayamıyorum. Bedenim ise hala battaniyenin altında.
Edebiyat dünyasından 190 edebiyatçı, Seçme ve Seçilme hakkına yönelik saldırılar, tutuklamalar ve protestolara gösterilen şiddete karşı bildiri imzaladı. Edebiyatçılar “Antidemokratik uygulamalara sessiz kalmayacağız. Biz de sokaktayız” dedi.
