Yönetmen, abartıyla her şeyi daha çarpıcı hale getirmeye çalışırken, kadın bedeninin nesneleştirilmesi ve bir görsel haz halinde sunulması konusunda filmi tam da eleştirdiği şeyin kendisi yapmaktadır ve yönetmenin asıl niyetinin o olmamasının bir anlamı kalmamaktadır.
Yıllar sonra çocukluğumun kapısına doğru, zamanın tozunu alma cüretiyle uzun bir yolculuğa çıkmıştım. Elimde toz bezi niyetine yıpranmış bir çizgili defter ve dolma kalemle, sakalına karışmış saçıyla, boynunda asılı yakın gözlükleriyle, uzun süre aynı pozisyonda oturmaktan tutulmuş beliyle içimde hiç büyümemiş o çocuğu da yanıma alarak yol alıyordum kalbimin doğusuna.
O kapıyı yeniden açtığımda ardımda bıraktığım şeyleri yerli yerinde bulamama endişesi sarıyordu içimi. Bu endişeyle birlikte tatlı bir heyecan da bastırıyordu çünkü kitabımın ilk taslağı yanımdaydı ve her şey kavakların ardımdan ıslık çalmasıyla başlamıştı.
Çünkü ideolojiler insanlık suçlarını ‘kavganın bir gereği’ olarak, sözde kavgaya inananların bu suçları yapmaya, desteklemeye mecbur olduğu düşüncesini dikte eder. Ya da bu suçların hoş olmasalar da zorunlu olarak uygulanan ve bunların kötülerle savaşma yöntemi oldukları gibi yalanlarla sıradanlaştırır. Bu da toplumda binlerce olası kahraman tanığı, suç ortağına dönüştürür. Ahlak, cesaret ve kavga kavramlarını yozlaştıran zalimlik, aldattığı toplumdan suç ortakları yarattıkça kahramanların yolu tıkanır, sayısı artmak yerine azalır.
Yönetmen, abartıyla her şeyi daha çarpıcı hale getirmeye çalışırken, kadın bedeninin nesneleştirilmesi ve bir görsel haz halinde sunulması konusunda filmi tam da eleştirdiği şeyin kendisi yapmaktadır ve yönetmenin asıl niyetinin o olmamasının bir anlamı kalmamaktadır.
Julio Cortázar. Kimilerine göre Latin Amerika edebiyatının en büyük yazarı. İspanyolca edebiyatın en yaratıcı yazarlarından biri olduğu kuşkusuz. Adı gerçek
