Yönetmen, abartıyla her şeyi daha çarpıcı hale getirmeye çalışırken, kadın bedeninin nesneleştirilmesi ve bir görsel haz halinde sunulması konusunda filmi tam da eleştirdiği şeyin kendisi yapmaktadır ve yönetmenin asıl niyetinin o olmamasının bir anlamı kalmamaktadır.

Bir ülkeyi ve insanlarını, onların üç yüz elli yıllık tarihine tanıklık eden bir köprünün dilinden anlatan olağanüstü bir roman. Nobelli yazar İvo Andriç, Drina Köprüsü’nde, isyanların, salgınların, savaşların ve doğal felaketlerin gölgesinde Balkanlar’ın tarihini, eski Bosna’yı, orada yaşayan halkların paylaştığı hayatı ve bu hayatın milliyetçilikler çağında nasıl değiştiğini anlatıyor.
Güneşli soğuk bir kasım sabahı, bölük komutanı jandarma üsteğmen, içtima alanında erlere ve kendisinden hem yaşça büyük hem de daha
İnsanları onlar tek başına iken, bir kenara saklanıp on kişi vurmanın adıdır Pusu. Ancak modern pusu, insanları tek başına, görgü tanığı bırakmadan ruhsal açıdan büyük fiziksel açıdan minik izler bırakarak avlayacaktır.
Yönetmen, abartıyla her şeyi daha çarpıcı hale getirmeye çalışırken, kadın bedeninin nesneleştirilmesi ve bir görsel haz halinde sunulması konusunda filmi tam da eleştirdiği şeyin kendisi yapmaktadır ve yönetmenin asıl niyetinin o olmamasının bir anlamı kalmamaktadır.
John Berger ve Susan Sontag, 1983 yılında daha sonra “Bir Hikâye Anlatmak: Sanat, Tiyatro ve Edebiyat Üzerine Denemeler” adlı kitapta yayımlanacak kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdiler. Bu söyleşide sanat, edebiyat ve kültür üzerine derinlikli bir fikir alışverişinde bulunarak; hikâye anlatımının doğası, sanatçının toplumdaki rolü ve görsel imgelerin dünyayı anlamlandırmamız üzerindeki etkisi gibi temel meseleleri ele aldılar. Söyleşi, bugün de entelektüel yoğunluğu ve sanatın özüne dair sunduğu çarpıcı açılımlarla önemini korumaktadır.
21. Uluslararası Ankara Öykü Günleri kapsamında, Cansu Özbay’ın Türkçe çevirisiyle söyleşinin tamamı ilk kez “Ankara Öykü Günleri” YouTube kanalında yayımlanmıştır.
