ASIL ANLATILMAK İSTENEN | Fırat Ürper

Yapmaktan büyük keyif aldığım, sıcak bir odanın penceresinden yağan karı seyredip buğulu camlara şekiller çizmenin ve pencere mermerine düşen karı, top top yapıp sobanın üzerine koyarak su damlalarının zıplaya zıplaya buharlaştığını izlemenin ahmaklık olduğunu düşündüm. Sonrasında kötü bir insan olmadığımın çabası içerinde buldum kendimi. Derken yolun karşısında, varmaya çalıştığım durağın hemen yanında bir kadını gördüm.

Read More

URSULA LE GUİN’DEN YAZMANIN İPUÇLARI

“Çok iyi bir kitap bana yenilikleri, hiç bilmediğim veya bildiğimi bilmediğim, henüz farkına varmadığım şeyleri anlatır -Evet, anlıyorum, evet, dünya böyle bir şey (dedirtir). Kurgu -ve şiir ve tiyatro da- algı kapılarını temizler.”

Read More

KARDA KAYBOLAN KENT | Italo Calvino

Kar küremek çocuk oyuncağı değildi, hele midesi boş birisi için, ama Marcovaldo karı bir dost, yaşamının içine hapis edildiği kafesin duvarlarını yok eden bir etken sayıyordu. Büyük bir hevesle çalışmaya koyuldu, kaldırımdan sokağın ortasına kürek dolusu kar atmaya başladı.

Read More

II. GÖNLÜ MEZAR ÇEKENLER | Yılmaz Angay

Tarlaları kimin ekip biçtiğini boş verin. İlerlemeye, kendinize gelmeye devam edin. Sizi kışkırtan şeytanlarınızı ustaların dizginlemesine müsaade edin. Ki siz bunu öğrendiniz. Biraz ileride sizi bekleyen harabeler aklınızın bir yerinde zıplayan küçük fil yavruları gibi kendini size hatırlatıyor olacak.

Read More

KUM GÜZELİ

Sen, güzelsin… Kuraldışı… Bastıbacak… Minicik… Ama sen, güzelsin…
Kapımın eşiği, gözümün bakışı, son ruhsal tatil, duruşum, bozuluşumsun… Pazarlık etmem… Markette yoksun… Reklamın yok! Gerçekten… Güzelsin…

Read More

DÜNYA BANA DOKUNUYORDU | Ayfer Tunç

Kendi hayatımızı her gün yeniden kurarız, içimizi dolduran endişe yatışır böylece; anlatarak, yazarak, naklederek hayatımızı çoğaltırız, her çoğaltmada ölüm ülkesinden biraz daha uzaklaşmış oluruz. Ama yine de biliriz, endişe yatağında uyumaktadır, biz kendimizi öykülemezsek uyanacak ve içimizi dolduracaktır.

Read More

OLANAK-SİZ | Ferit Edgü

Bir gün yolda giderken kaplumbağaya rastladı.
Hangi yolda giderken? Kim gidiyordu? Ne zaman? Karnı aç mıydı, tok muydu? İş aramak için mi dolaşıyordu, hafta sonu  gezintisi için mi? Giysileri nasıldı? Dışardan mı gelmişti? Yerlisi miydi kentin? Neden kaplumbağaya rastladı? Niçin bir köşkün havlayan azgın köpeğine değil?

Read More

I. TANBAŞLARDA BİR ZAMAN | Yılmaz Angay

Ölülerin koridorundan geçince artık köyle aranızda sadece çalılık, sarmaşık ve ağaç dalları tarafından oluşturulmuş doğal bir tünel kalmıştır. Yerden yüksekliği yedi metreye kadar ulaşan bu tünelin genişliği üç metredir. Gün ışığı dalların arasından zorla sızmaktadır. Girerken tedirgin olabilirsiniz. Çünkü girişten baktığınızda sadece çıkıştaki ışığı göreceksiniz. Oysa içeri girip yolunuza devam ettiğinizde aslında o kadar da karanlık olmadığını anlarsınız.

Read More

KAR | Tezer Özlü

Henüz yüksek karlar arasından geçmemiş kimse.
Onlar önden gidiyorlar.
Ben arkadan.
Kar onların dizlerine geliyor.
Benim omzuma.
O kadın nereye götürüyor bizi?
Eve döndüğümüzde annem gene üzgün. Ve ben gene bir şey anlamıyorum. Annem
benim camdan düştüğümü bağırıyor ve ben onun sesini duyarak düşünüyorum.
Uyandığımda kendimi annemin koynunda mı bulacağım?
Yoksa bambaşka bir boşlukta mı?

Read More