KAVAKLARIN ARMONİSİ | Caner Bingöl

Yıllar sonra çocukluğumun kapısına doğru, zamanın tozunu alma cüretiyle uzun bir yolculuğa çıkmıştım. Elimde toz bezi niyetine yıpranmış bir çizgili defter ve dolma kalemle, sakalına karışmış saçıyla, boynunda asılı yakın gözlükleriyle, uzun süre aynı pozisyonda oturmaktan tutulmuş beliyle içimde hiç büyümemiş o çocuğu da yanıma alarak yol alıyordum kalbimin doğusuna.

O kapıyı yeniden açtığımda ardımda bıraktığım şeyleri yerli yerinde bulamama endişesi sarıyordu içimi. Bu endişeyle birlikte tatlı bir heyecan da bastırıyordu çünkü kitabımın ilk taslağı yanımdaydı ve her şey kavakların ardımdan ıslık çalmasıyla başlamıştı.

Read More

ASFUR | Caner Bingöl

Ders bitti. İlk tenefüs zili çaldı. Hikayesini bildiğim duvarlara dokununca bir kaç saat önce doğan güneşin bütün sıcaklığı neredeyse içime doldu. Taşların üzerinde hatıralarını bırakmış bir çocuğun siması belirdi ve göz kırpıp gitti.

Read More

 KARA PANTER | Caner Bingöl

Coşkulu kalabalığın bağıra çağıra haykırdığı bestelerin uğultusu yankılanıyordu şehrin arka sokaklarında. Kırmızı siyah meşalelerin ve kalabalıkların arkasında gökdelenler ve neon

Read More

TAŞLARIN FISILTISI | Caner Bingöl

Zamansız ve mekansızdı önceki hayatında; ’rüzgarın savurduğu kuru bir kenger misali’. Şimdi ise ‘Yerini bulmuş bir kaya olmak istiyordu; keskin bir hareketle ana kayadan kopan, uçurumda yuvarlanırken devamlı kendisine ait bir boşluğu arayan, bulduğunda ise yerine oturan bir kaya.

Read More

GOLVİZ | Caner Bingöl

Adını henüz bilmediğim bu gizemli çocuğu gizemli ‘malikanesine’ uğurlayıp ben de evime doğru yürümeye başladım. Merdivenlere sinen ve birbirine karışan yemek kokuları yanaklarıma çarpıyordu. Sonunda çıkacağım merdiven kalmadı ve evime vardım.

Read More

ASKIDA YAŞAMAK | Caner BİNGÖL

Vaktini daima yanında taşıdı ve onu hiç kaybetmedi fakat içine ne doldurduğunun farkında olamayacak kadar fazla şeyle doldurduğunun da farkındaydı. Yavan ve yavaş geçen vakitlerin içinde her şey vardı ama hiç bir şey yoktu, herkes buradaydı ama bir tek o vardı.

Read More

‘YER DEĞİŞTİREN SULAR’; PELİN BUZLUK İLE SÖYLEŞİ

Karakterler, öykünün yaşam dünyasında doğarlar, o dünyanın olmazsa olmaz parçası, oranın insanıdırlar. Öykünün dünyası ile aynı anda onlar da o dünyanın birer parçası olarak belirmeye başlar. Bu insanlar bire bir tanıdıklarım değildir ama hem tanıdıklarımdan hem kendi yaşam deneyimlerimden, duyduklarımdan ve en çok da buraya kadar saydıklarımdan kalkışla uydurduğum, kurduğum kişilerdir. Hiçbiri tamamen ben değildir, hiçbiri tamamen kurgu da değildir.

Read More

‘ÇİZGİDE BİR KUKLA’; VİLDAN KÜLAHLI TANIŞ İLE SÖYLEŞİ | Caner Bingöl

Yazdıklarımı gün yüzüne çıkarma isteğiyle beraber bir türe yoğunlaşmam gerektiğini anladım. Okuru olmaktan büyük keyif aldığım öykü türünün büyülü dünyasına yazar olarak böyle adım attım diyebilirim. Dünya telaşından başımı kaldıramadığım zamanlarda, bundan yedi sekiz sene evveline tekabül ediyor, nefes alabilmek için girdiğim kapının şu an hala eşiğinde hissediyorum kendimi. Yürünecek çok yol var.

Read More

SEMİH ÖZTÜRK İLE SÖYLEŞİ; ‘YAŞASIN ÖYKÜ!’ | Caner Bingöl

Kitabın ismine atıfla; içimizdeki seslerden oluşan bir bandonun geçit törenini seyrediyor gibiydik adeta. İçimizde duyumsadığımız her duygunun kendine has bir sesi var. Bu sesler birbirine benzemiyor. Tek başlarına bozuk birer sesten ibaretmiş gibiler hatta ama bu sesler biraraya gelmeyi başardığında “her şarkıyı çalan bir bandoya” dönüşüveriyorlar. Ve her bir duygunun bu ahenge aynı oranda katkısı var

Read More

‘SARARMIŞ YAPRAKLAR’: KARANLIKTA YEŞEREN UMUTLAR

Bu hikaye eşitlikçi olduğunu bildiğimiz Finlandiya’nın ve neoliberal dünyanın acımasızlığı içerisinde çalışma koşullarının da etkisiyle gittikçe kendilerinden uzaklaşıp yaşadığı hayata yabancılaşırken birbirlerini buldukça insan olmanın görkemli güzelliklerini yeniden hatırlamaya başlayan insanların hikayesidir.
Finlandiya özelinde kapitalizmin asıl yüzünü gösterir yönetmen ve kendi tabiriyle kapitalizmle arasına bu filmde de bir ‘barikat kurar.’

Read More