İncelemeKonuk Yazar

SANATSAL AMNEZİ | Mesut Koçyiğit

Fotoğraf makinası ve ardından kameranın icad edilmesinden sonra sanat eserlerinin yeniden üretilmeleri, çoğaltılmaları ya da dönüşüme uğraltılmaları sanat eserlerinin Benjamin’in değişiyle “aura”larını kaybetmelerine neden olmuştur. Sanat yapıtlarının kopyalanarak bircikliklerini yitirmeleri ve yaratıldıkları bağlamdan koparılarak yeni anlamlar kazanmaları, özellikle resim gibi görsel sanatların haleleririni yitirmelerine neden olmuştur. Sanat eserlerinin sembolik değerlerinin kaynakları yani auraları kutsal törenlere dayanır. Mağaralardaki duvar resimlerinin amacı kötü ruhları uzaklaştırmaktı. Böyle bir kült değerden doğan sanat eserleri zaman ileriledikçe sergilenmeyen, genelde ibadethanelerde saklı tutulan birer kutsal nesne yani bir tür fetişit nesne haline dönüşürler. Ya da resimler tuval yerine kiliselerin duvarlarına çizildikleri için taşınamayan birer sanat ürünü olarak yaratıldıkları mekan içinde değer bulurlar. Resimlerin tualler üzerine çizilmelerinin ardından taşınabilir ve sergilenebilir bir hale gelirler. Benjamin’in sanat eserinin değeri ile ilgili söylemiş olduğu aura kavramı da bir sanat eserinin gizli tutularak görünmez kılınması ile sergilenebilir bir nesne haline dönüşmesi arasındaki mesafede yatar. Bu bir tür kutsallık atfetmek olur ki Benjamin de sanata biraz da mistik bir boyut katarak ele alır. Peki sanat eserleri neden halelerini kaybettiler? Bu sorunun cevabı genel olarak enformasyonda yatar çünkü 19. yüzyılda teknik anlamda meydana gelen ilerlemeler, sanayi devrimi, üretimin seri hale getirilmesi ve kurulan büyük şehirler bireyi de doğrudan etkileyen ve algısını değiştiren yenilikler yarattı. Modernite ile beraber  gazeteler yoluyla hergün sunulan yeni, pratik, yakında olan olayları anlatan ve doğrulanabilir olan bilgilere ulaşmak daha kolay hale geldi. Dolayısıyla bilginin kolay ulaşılabilir olması ve hergün yeniden yeni bilgilerin ve heberlerin sunulması geçicilik hissini ve bellek yitimine yol açtı. Bu bilgiler hergün yenilendikleri için gazetelerin ürettikleri bu bilgiler hemen tükenen ve geçici olan bilgiler haline geldi. Artık bilgiler de endüstri çağında seri üretilen ürünler gibi hızla tüketilir hale geldi. Dolayısıyla enformasyonu yaratan diğer unsurlardan biri de sanayi devrimiyle beraber ortaya çıkan kapitalist dünya düzenidir. Çünkü artık üretim araçlarının mekanik hale gelmesi ve seri üretime geçilmesi insanların nasıl üretildiği konusunda hiçbir fikirleri olmayan ürünleri tüketmesi bir tür yabancılaşmaya neden olmuştu. Emeğin değerinin yitimi, mekanik üretimin yapaylığı da bir çeşit enformasyondur. Ürünler üretiliyor ve hızla tüketiliyor. Eşyaya karşı duyulan bu yabancılaşama hissi aynı zamanda insanların birbirlerine yabancılaşmalarına da neden olmuştu. Bireyi yabancılaştıran şeylerden biri de şehirleşmedir. Sanayi devrimiyle beraber şehirlere göç eden işçiler şehirlerin büyümesine ve nüfusun artmasına neden olmuştur. Artan nüfusla beraber yeni konutların yapılmasına da ihtiyaç duyulmuştur. Demirin inşaat sektörüne kullanılmaya başlanması da bu döneme denk gelir. Çünkü demirle beraber artık mimarinin bir sanat olmasından çıkıp mühendislik gibi bir mesleğe dönüşmesine neden olmuştur. Tüm bu gelişmeler bireyin yeterince düşünmesine izin vermediği için artık sanat eseri de halesini yitirmiş ve alegorik bir imge haline gelmiştir. Çünkü enformasyonun yarattığı geçicilik, yabancılaşma ve tüketme hisleri sanat eserlerinin tıpkı insanlar gibi doğal uyumlarını kaybetmiş nesneler haline gelerek içlerinin boşaltılmasına ve anlamlarının yitirilmesine neden olmuştur. Kapitalist üretim koşulları metaların şeyleşmesine neden olduğu gibi kendi ürettiği ürüne yabancılaşan yani şeyleşen, bilincini ve yaşamını indirgeyen bireylerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Benjamin’in sanat eserinin değerinin kaybolmasının ya da bireyin görmesindeki ve algılamasındaki değişimlerin sebeplerinden biri olarak sinema sanatının gelişimini gösterir. Artık zaman ve mekan bir birlik içinde bir aletin yardımıyla kaydedilebilmektedir. Resim sanatından çok daha farklı olarak gerçeklik tuhaf bir biçimde bir makinenin içine hapsedilmektedir. Ard arda geçen film karelerini izleyen insanlar artık edilgen konumdadırlar. Filmin karelerinin içine girecek olan şeyi belirleyen ve aslında onları kontrol eden ve bakan kişinin bakış açısını yansıtan birer sanal gerçeklikler bütünüdürler. Benjamin’in bahsettiği imgelerin gerçeklik olarak algılanması Jean Baudrillard’ın simülakr kuramının bir öncüsü gibidir. Yeniden üretimle başka bir kimliğe bürünen sanat eseri gibi gerçeklik de imgeler üzerinden algılanmaya başlar. Günümüzde hiper gerçeklik Benjamin’in bahsettiğinin üstünde bir hal almıştır çünkü sanal internet ortamı, medya ve televiyon ile gerçeği yansıtmak için kullanılan imgelerin artık gerçekmiş gibi algılanmasına neden olmaktadır. Körfez savaşının ekranlardan canlı yayında izlenmiş olması ve bunun televizyon üzerinden insanlara gösterilmesi bu savaşın gerçek olmadığı algısını yaratmıştır.

Sinema gibi fotoğraf makinası sayesinde sanat eserlerinin özellikle resimlerin çoğaltılmaları bu eserlerin yeniden üretildikleri anlamına gelir. Fakat bu sefer kendi bağlamlarından koparılarak var olurlar ve farklı anlamlar üretirler. Çünkü bir kilisede çizilen ikonlar ancak kendi üretildikleri mekansallıkları içinde kendi anlamlarını bulurlar. Üretilen resmin auorasını bağlamı içinde üretildiği koşullar belirler. Ancak yaniden üretimle beraber kopyalanan ve çoğaltılan eserler bağlamlarından koparıldıkları için ve biriciklik olma durumları ortadan kalktığı için artık daha farklı anlamlar barındırmaya ve kendi imgelerini yok edip yeni anlam ve imgeler yaratmaya başladılar. Resimlerin kırpılması ya da sadece bir parçalarının ele alınarak yeniden üretilmeleri, farklı mekanlarda sergilenmeleri ya da kolaj yöntemiyle farklı bağlamlar içine oturtulmaları bu eserlere yeni anlamlar ve imgeler yüklenmesine imkan tanımıştır. Brueghel’in Calvary’e Doğru İlerleyiş adlı tablosunun çok parçalı olması sayesinde farklı parçalarının farklı bağlamlarda kullanılabilir olması ya da aynı resmin parçalanarak bir hikaye anlatması resmin yeniden üretilme olanağını sağlar ve resmin bütünselliğinden sıyrılarak farklı bağlamlarda imgeler üretmesine yol açar. Resimlerdeki yeniden üretim koşulları postmodern edebi ürünlerde olduğu gibi farklı eserlerden metinlerarasılık, pastij ya da kolaj yoluyla farklı bağlamlar içerisinde yeniden üretilerek kendi üretildikleri bağlamın dışında yeni anlamalar kazanmalarına imkan verir. Ya da tıpkı Freud’un yaptığı gibi Sophokles’in yazdığı Kral Oidipus’tan yola çıkarak psikanalizm teorisinde kullanması bir yeniden üretimdir. Bağlamından koparılan ve yeniden üretilerek daha farklı bir kimlik kazanmasına neden olmuştur. Postmodern üretim teknikleri olan kolaj, pastij gibi yöntemlerle yeniden üretilen sanat eseri ile; fotoğraf makinası ve kamerayla yeniden üretilen sanat ürünü arasında elbette fark vardır ama yine de her iki durumda da sanat eseri bağlamından koparak yeni imgeler yaratır.

Tüm bunlardan yola çıkarak enformasyonun yaratmış olduğu koşullar nedeniyle sanat eserlerinin kendi auralarını yitirmelerinin nedenlerini modernite ile beraber gelen yeni üretim koşullarının metaların şeyleşmesine neden olduklarını bu yüzden de sanat eserlerinin sembolik değerlerini yitirip alegorik imgelere dönüştüğünü söylemek mümkündür. Tekniğin gelişmesi, insanların kendi üretimlerine yabancılaşması ile sanat eserlerinin halelerinin kaybolmasına neden olmuştur. Sanat eserleri artık sanatçıların ürettikleri ürünlerinin mekanik yolla üretilmesi nedeniyle imgesel değerlerini yitimişlerdir. Mona Lisa tablosu bir denklaşöre basılarak yeniden üretilebilir ve çoğaltılarak kendi aurasını kayber hale gelebilir ya da Leonardo da Vinci’nin Son Akşam Yemeği isimli freski yaratıldığı katedralin bağlamının dışında sergilenebilir hale gelmiştir. Aynı zamanda Boticelli’nin İnferno tablosu cehennemin ağzını simgelemek yerine oturulacağı farklı bir bağlam içerisinde renkli bir karnaval olarak yansıtılabilir. Farklı temas noktaları kurularak yeni anlamlar ve imgelerle yeniden farklı bağlamlarda tekrar tekrar yaratılabilir.

Mesut KOÇYİĞİT