GenelÖNE ÇIKANLARÖykü

VI. ÇUKURUNDAN KAÇAN | Yılmaz Angay

Yaşamla ölüm ikiz kardeştir. Ama ikisi aynı yatağa girmez. Gidin Tanbaşlar’a. Ölümün selamını yaşama, yaşamın selamını ölüme iletin. Tanrının koltuğuna oturmuş şeytanı ve onun adaletine isyan eden tanrıyı görün. Meleklerin şarkılarıyla kendinizden geçin. Cinlerle dans edin. Toprağın altında dönüp duran balıkları besleyin. Hücrelerinizin duvarlarına yaslayın sırtınızı.

Devamını oku
ÖNE ÇIKANLARÖykü

III. TABUTUNA SON ÇİVİYİ ÇAKAR | Yılmaz Angay

Tanbaşlar’da değersiz hiç bir şey olmadığı gibi hiç bir şeyin değeri diğerinden fazla değildir. Siz siz olun yargıçlarınızı, avukatlarınızı geride bırakın. Salın cesurca tüm suçlularınızı meydana. Boşaltın tutuk evlerinizi. Buranın yasalarınca mahkemeye çıkarılmasına izin verin tutkularınızın, canavarlarınızın, beceriksizliklerinizin

Devamını oku
ÖyküSON YAZILAR

I. TANBAŞLARDA BİR ZAMAN | Yılmaz Angay

Ölülerin koridorundan geçince artık köyle aranızda sadece çalılık, sarmaşık ve ağaç dalları tarafından oluşturulmuş doğal bir tünel kalmıştır. Yerden yüksekliği yedi metreye kadar ulaşan bu tünelin genişliği üç metredir. Gün ışığı dalların arasından zorla sızmaktadır. Girerken tedirgin olabilirsiniz. Çünkü girişten baktığınızda sadece çıkıştaki ışığı göreceksiniz. Oysa içeri girip yolunuza devam ettiğinizde aslında o kadar da karanlık olmadığını anlarsınız.

Devamını oku
İncelemeKonuk YazarSinemaSON YAZILAR

SARAYBOSNA’DA ‘KIRMIZISIZ 1395 GÜN’; BİR ‘MAVİ DÖNEM’ | Melike Tomris Önder

Savaşın, yitmek korkusunun verdiği bu agorafobik durumu kentin boş sokaklarında belirsizlik içinde yürüyüp, her köşe başında durup-devam eden kadın ana karakter de kitlesel psikolojiyi her davranışıyla temsil eder. Açık alanda yürümenin verdiği panik ile sık nefes alıp vermek, korku anında bir nesneye (kol çantası mesela) sıkıca tutunmak gibi davranışlarla tüm bu kitlesel tekinsizliği, endişeyi, mutsuzluğu, korkuyu, emniyetsizlik halini etkileyici bir şekilde hissettirir.

Devamını oku
DenemeKonuk YazarSON YAZILAR

GÖRÜRSEM AŞK’A SÖYLERİM | Süreyya Karacabey

Aşkı bulmak değil ki mesele, mesele bencilliğimize kapanmışlığımız yüzünden onu bir türlü elimizde tutamamamız; çünkü birini sevmek, “insanın kendinden sıyrılma mucizesidir”, sevginin turnosol kâğıdı sadece budur, başkasını en az kendimiz kadar sevebilmemiz, en az kendimiz kadar düşünebilmemiz, farklılığı uzaklık olarak değil de bizi geliştirebilecek zenginlik olarak görmemiz.

Devamını oku