VI. ÇUKURUNDAN KAÇAN | Yılmaz Angay

Yaşamla ölüm ikiz kardeştir. Ama ikisi aynı yatağa girmez. Gidin Tanbaşlar’a. Ölümün selamını yaşama, yaşamın selamını ölüme iletin. Tanrının koltuğuna oturmuş şeytanı ve onun adaletine isyan eden tanrıyı görün. Meleklerin şarkılarıyla kendinizden geçin. Cinlerle dans edin. Toprağın altında dönüp duran balıkları besleyin. Hücrelerinizin duvarlarına yaslayın sırtınızı.

Read More

III. TABUTUNA SON ÇİVİYİ ÇAKAR | Yılmaz Angay

Tanbaşlar’da değersiz hiç bir şey olmadığı gibi hiç bir şeyin değeri diğerinden fazla değildir. Siz siz olun yargıçlarınızı, avukatlarınızı geride bırakın. Salın cesurca tüm suçlularınızı meydana. Boşaltın tutuk evlerinizi. Buranın yasalarınca mahkemeye çıkarılmasına izin verin tutkularınızın, canavarlarınızın, beceriksizliklerinizin

Read More

‘ÇİZGİDE BİR KUKLA’; VİLDAN KÜLAHLI TANIŞ İLE SÖYLEŞİ | Caner Bingöl

Yazdıklarımı gün yüzüne çıkarma isteğiyle beraber bir türe yoğunlaşmam gerektiğini anladım. Okuru olmaktan büyük keyif aldığım öykü türünün büyülü dünyasına yazar olarak böyle adım attım diyebilirim. Dünya telaşından başımı kaldıramadığım zamanlarda, bundan yedi sekiz sene evveline tekabül ediyor, nefes alabilmek için girdiğim kapının şu an hala eşiğinde hissediyorum kendimi. Yürünecek çok yol var.

Read More

İKİ KIRINTI | Andrey Platonov

Bir zamanlar iki kırıntı yaşardı. İkisi de küçük, ikisi de karaydı ama farklı babalardan dünyaya gelmişlerdi: biri Ekmekten, diğeri Baruttan. Bir sakalın içinde yaşarlardı…

Read More

II. GÖNLÜ MEZAR ÇEKENLER | Yılmaz Angay

Tarlaları kimin ekip biçtiğini boş verin. İlerlemeye, kendinize gelmeye devam edin. Sizi kışkırtan şeytanlarınızı ustaların dizginlemesine müsaade edin. Ki siz bunu öğrendiniz. Biraz ileride sizi bekleyen harabeler aklınızın bir yerinde zıplayan küçük fil yavruları gibi kendini size hatırlatıyor olacak.

Read More

OLANAK-SİZ | Ferit Edgü

Bir gün yolda giderken kaplumbağaya rastladı.
Hangi yolda giderken? Kim gidiyordu? Ne zaman? Karnı aç mıydı, tok muydu? İş aramak için mi dolaşıyordu, hafta sonu  gezintisi için mi? Giysileri nasıldı? Dışardan mı gelmişti? Yerlisi miydi kentin? Neden kaplumbağaya rastladı? Niçin bir köşkün havlayan azgın köpeğine değil?

Read More

MÜLAZIM’LA DOKUZA BEŞ KALA | Onur Can Yigen

Yüzümü doğru düzgün yıkayamadığımdan göz çapaklarımı yolda fark edip temizledim iyice. Kahvehanenin önüne vardığımda babam ve bir adam kehribar tespihlerinde ellerini kavuşturmuş beni bekliyorlardı. Mülazım benim yarı boyumda, sıska, esmer bir adamdı. Selamlaştıktan sonra söze girdi babam…

Read More

ENES | Alev Şahin

Döndüm baktım ufaklığa. Uçurtmanın düğüm olmuş ipiyle uğraşıyordu. Ne yapayım? Uzandım ben de ipe. O da yüzünde acıklı bir ifadeyle bıraktı elime. Çok üzülmüş bir insan edasıyla da iki kolunu yanlarına alıp omuzlarını iyice aşağı indirdi. Bu halinde bir muziplik vardı.

Read More

SEMİH ÖZTÜRK İLE SÖYLEŞİ; ‘YAŞASIN ÖYKÜ!’ | Caner Bingöl

Kitabın ismine atıfla; içimizdeki seslerden oluşan bir bandonun geçit törenini seyrediyor gibiydik adeta. İçimizde duyumsadığımız her duygunun kendine has bir sesi var. Bu sesler birbirine benzemiyor. Tek başlarına bozuk birer sesten ibaretmiş gibiler hatta ama bu sesler biraraya gelmeyi başardığında “her şarkıyı çalan bir bandoya” dönüşüveriyorlar. Ve her bir duygunun bu ahenge aynı oranda katkısı var

Read More