İncelemeÖNE ÇIKANLAR

İKİGAİ; BİR MANA ARAYIŞI SANATI | CANER BİNGÖL

Kişisel gelişim kitapları sihirli bir değnek gibi tek dokunuşta hepimizin hayatını değiştirecek hap formüllerin pazarlanarak gözümüze en çok sokulduğu kitap türü olduğu için -içeriğinden bağımsız olarak- bende hep bir antipati oluşturmuştur. Kişisel gelişim kitaplarına olan ilgisizliğim üzerine düşünürken yeni fark ettiğim bir şey bu. Bir önyargımı daha yenmek için kendimi zorladığım bir Covid19 gününde beyaz cerrahi eldiven almak için girdiğim bir süpermarketten “İkigai Uygulama Rehberi” kitabını da alarak çıkmıştım. Evet ‘Bestseller’deydi ama her kitap gibi o da içine açılıp bakılmayı, ön-arka kapağının incelenmesini kısacası bir şans verilmeyi hak ediyordu. Kitap bir Japon felsefesi olan “İkigai” üzerineydi. Her ne kadar kitabın kapak sunumu bende antipati yaratan unsurları barındırsa da yine de içeriğiyle bende bir sempati oluşturmayı başarmıştı. Kitapta denk geldiğim kelimelerin derinliği beni kendine bağladı ve İkigai Felsefesi üzerine yoğun bir merak duygusu yarattı. Böylece kitabı almış bulundum.

Bu çalışma iki İspanyol yazar Hector Garcia & Francesc Miralles‘in Tokyo’da bir parkta oturuyorken daldıkları bir sohbetle şekillenmeye başlamış. Kitap, yazarların uzun ömürleriyle meşhur namı diğer “asırlık insanların kasabası” Okinowa’ya olan merakları üzerinden ortaya çıkmış. Yaş ortalaması 100 senenin üzerinde olan ve bu özelliğiyle Japonya’ nın ve dünyanın en yaşlı aynı zamanda en sağlıklı insanlarının yaşadığı yer olan takım adalarından Okinowada ada halkından yüz kişiyle yapılan röportajlardan elde edilen yaşam tecrübeleri toplanıp derlenmiş. İki senelik titiz bir çalışma sonucu derli toplu bir anlatım ile 3 başlık altında 35 maddede birleştirilerek bir kitaba dönüştürülmüş.
Soru basit;
Bu insanlar böylesi bir motivasyon ve enerjiyle nasıl bu kadar uzun yaşayabiliyorlar? 

Kitap bu soruya anlamlı cevaplar içerir. Kitaba adını veren kelime İkigai, “Ikı” ve “gai” kelimelerinin bir araya gelmesiyle oluşur. “Ikı” hayat, “gai” ise gaye, amaç manasına gelir. İkigai kelimesi ise tam karşılığıyla Türkçeye çevrilemese de en yakın manası “hayatın anlamı” ya da daha da açarsak “insanın yataktan kalkmak için bir sebebi olması“dır. Japonlara göre, -farkında olalım ya da olmayalım- hepimizin içinde, hatta bizzat kalbimizde mutlaka bir ikigai mevcuttur. Bu bir nevi kendini gerçekleştirme yolculuğudur. İkigai felsefesi bunun üzerine bina edilir. İkigai’mizi keşfederken zamanı karşımıza almak ya da onunla yarışmak değil, onunla yoldaşlık kurmak elzemdir. Doğu toplumları, zamanın öylece akıp gitmesini normal karşılar. Onlara göre değişmeyen tek şey değişimin kendisidir ve öncelikle bu gerçeklik kabul edilmelidir. Bu sayede kıyıda köşede kalmış gizli parçalar bulunup bir araya getirilebilir, bu fikir sayesinde hayatımızın kontrolünü elimize alabilir ve geçmişteki olayların bizi nasıl etkileyeceğini daha rahat kavrayabiliriz. Bu sayede yürüdüğümüz yol dallanıp budaklansa ve son derece önemli kararlar vermemiz gerekse dahi buna büsbütün hazır hale gelmiş bulunuruz. Geçen zamanı bir fırsat olarak algılamak, mutlu olmak ve amaçlarımızı tamamen başarıya ulaştırmak için oldukça önemlidir. İçimizdeki İkigai de tıpkı vücudumuz gibi değişim gösterir. 17 yaşımızdaki “varoluş gayemiz” ile 77 yaşındaki “varoluş gayemiz” birbirinden çok farklıdır. Aslolan hayatımızın her evresinde varolmuş olan ve olmaya da devam edecek ikigaimizle uyum içinde kalabilmektir. Bu son derece önemlidir. İçimizdeki İkigai radyo dalgalarına benzer; frekansı ne kadar iyi tutturabilirseniz, hayatınızın anlamı olduğunu o kadar kudretli hissedersiniz.

Kitabın üç büyük bölümünün tasarlanmasına yardımcı olan üç farklı yer vardır. Biri Tokyo diğeri Kyoto öbürü de Ise’dir. Üç mekan, üç zamanla özdeşleştirilmiş olup kitap bu çerçevede 3 ana başlığa ayrılmıştır:
1. Geleceğe Yolculuk: Tokyo
2. Geçmişe Yolculuk: Kyoto
3. Şimdiki Zamana Yolculuk: Ise

1. Geleceğe Yolculuk: Tokyo

Japonya’nın başkenti Tokyo’da yıldızlara doğru giden yüksek hızlı bir tren geleceğe yolculuk olarak sembolize edilmiştir. Bu hayatta sahip olabileceğimiz şeylerin hayal gücümüzle sınırlı olmadığı anlatır. Bu bölümde, potansiyelimizi kullanarak ve içimizdeki şinkanseni etkinleştirerek geleceğimizi tasavvur edebileceğimiz birtakım egzersizleri bulabilirsiniz.

Şinkansen etkisi (Alışılmışın Dışına Çıkın): Şinkansen’in tam olarak sözlük anlamı “yeni ana hat” olarak bilinmektedir. 1964‘te 1 saati 200 km den de fazla bir hızla katederek tarihin ilk hızlı tren unvanını kazanan ve adı Hikari(ışık) treni ile Şinkansen hattı “Hızlı Japon Treni” adıyla dünyada epey ünlenmiştir. Şinkansen, bir hayali gerçekleştirmeden önce geleceğe yapılan radikal zihinsel yolcuğun adıdır. Dönemin Japonya‘sında hızlı trenden bahsetmek demek kullanılan demiryollarının şekli, yüksekliği ve genişliğinin komple değiştirilmesi, Fuji Dağı‘nın çevresindeki dağlık bölgelerin ortasından geçecek tünellerin yapımına büyük bir bütçe ayrılması, hava direncini minimuma indirmek gayesiyle daha hafif ve daha aerodinamik trenler üretebilmek için dönemin tren kavramını tamamıyla sıfırdan tasarlamak demekti. Ve tüm bu radikal gelecek tasarımı sayesinde hızlı tren 1964 gibi erken bir zamanda Japonya‘da hayata geçmiştir.
Bugün dahi yararlanmaya devam ettiğimiz bu çığır açıcı buluş, yepyeni bir düşünce tarzını benimsemeyi kabul ettikleri için ortaya çıkabilmiştir.
On yıl içinde ulaşacağınızı düşündüğünüz bir hedefiniz varsa şayet, bunu gerçek kılmak için oluşturacağınız en iyi strateji, bu hedefe bir yıl içinde nasıl ulaşacağınızın yollarını aramaktır.

Fuji Dağı( İmkansızlığın jimnastiği):
Fuji Dağı, Japonlar için bir saygı abidesidir. Oldukça heybetli ve ihtişamlıdır, sembolik bir değeri vardır.
Dağ bazı günlerde sisin arkasına saklansa da her zaman ortadadır; tıpkı yaşamdaki büyük hedefler gibi her zaman vardır ama bazen günlük yaşamın curcunası yüzünden geçici olarak karanlıkta kalabilir.” denir kitapta ve imkansızı mümkün olandan ayıran son derece ussal bir sınır olduğundan bahsedilir. İmkansızlığı esnetecek bir önerme de yapılır ki bunu oldukça değerli buldum.
Kendinize meydan okumak adına, her hafta yapabileceğinize inanmadığınız bir şeyi başarmak son derece iyi bir hedeftir.”

Ganbarimasu ( Sabrın ve sebatın gücü):

Benim kitabı almama vesile olan kelimedir. Kabaca çevirisi “elinden gelenin en iyisini yapmak” olan ancak bu tanımla bir hayli eksik kalan bir kelimedir. “Kararlı ol ve hedeflerine ulaşana kadar dayan” vurgusu vardır bu kelimede daha çok. Bir zorlukla baş başa kalmadan önce hedeflerine odaklanıp o zorluk geldiği zaman oluşan dayanma, direnme hissidir. Bir amaca sahip olabilmek için kendini maksimum seviyede adamaktır. Japonlar ne zaman bir zorlukla karşılaşsalar bu kelimeyi kullanırlarmış; ister kişisel, ister sporla alakalı, isterse de mesleki bir zorluk olsun. Ganbarimasu, yenilgiyi hiçbir zaman kabul etmemek anlamına gelmektedir, işte bize kendisini sevdiren şey de budur.

Sebat etmek Japonlar için önemli bir erdemdir. Öyle ki bir Japon deyişinde “Bir taşı ısıtmak istiyorsanız şayet, yüz yıl boyunca üzerine oturun” der. Japon dilinde ve günlük konuşmalarda da “sebat” çok fazla kullanılan bir değerdir. Bahsedilen sabır/sebat gibi değerler olduğumuz yerde hiçbir şey yapmadan durup gelmesi beklenen iyi günler değildir. İyi günler orada duruyorken ona doğru olan yürüyüşün adıdır.
Sürekli yaptığımız şey neyse biz o’yuz
Taşı delen damlaların sabrı olmalı; sebatkar, sürekli, kararlı, az ama hep ve hedefe odaklı. Azar azar da olsa her gün birşeye ayırdığımız ince vakitlerin bir yerde toplanıp geleceğimizi biçimlendirdiğini söyler İkigai. Önündeki 10 bin saati planlamak iyi bir başlangıçtır. Neye ne kadar adayabileceğinize yalnızca siz karar vereceksiniz ama.
Tüm hayatınızı adayabilmek için sizi hangi tutku, hangi ikigai motive edebilir? Cevabı henüz bulamadıysanız, Viktor Frankl’ın şu bilindik aforizmasından ders çıkarabilirsiniz: “Hayattaki amacınızın ne olduğunu hala bilmiyorsanız, ne mutlu size ki artık bir amacınız var: bu amacın ne olduğunu bulmak!”

Macera (Konfor alanınızdan çıkın): Yalnızca sınırlarını kendimizin çizdiği ehlileştirdiğimiz bir dünyada yaşamak ve bizi memnun eden üç beş alışkanlığa sarılarak yaşamak ilerleyişimizi sekteye uğratır. Bunun bedeli eylemsizlik, yorgunluk, depresyon olabilir. Bir tencerede suyun gittikçe ısındığı bir yere konan bir kurbağa gibi ısındığının farkında olmadan zamanla haşlanıp gitmek gibidir. Konfor alanını terketmemekte ısrar bizi ne olduğunu anlamadan yakma riskiyle karşı karşıya bırakır.

Konfor alanı, kişinin endişe duymadan gerçekleştirdiği bir davranış durumudur: Genel olarak risk almaz ve değişmez bir performans seviyesi elde etmek amacıyla kısıtlı bir davranış paleti kullanır”

Gerçekten istediğimiz şeylere sahip olmanın bilinmeyene yolculuk etmek olduğu görülmelidir.



2. Geçmişe Yolculuk: Kyoto


Bu bölümde Kyoto normal hızda giden ufak bir trenle ziyaret edilir. Bu yavaşlık bize hem manzarayı takdirle karşılayacağımız hem de geleneklere ve geçmişe dalmaya imkan sağlayan bir zaman sunar. Bu nostalji treni ile sembolize edilen şey kendini tanımak için bugüne kadar neler yaşadığını hatırlamaktır.
Bir Yunan özlü sözü olan “Kendini Bil” deyişine verilecek karşılık, geçmişteki mücadelelerimize tepki gösterme yöntemimizle çok yakından ilintilidir. Tecrübelerden olumlu sonuçlar çıkarmak hem duygusal hem de zihinsel sağlığımızın anahtarıdır. Geçmişimizin bilincinde olmak hayatımıza anlam katar.” (syf: 18) 

An, hayatı oluşturan noktalara verilen isimdir ve sürekli yeni noktalar konularak akar gider. Noktaları geleceğe bakarak değil geçmişe bakarak birbirine bağlayabilirsiniz. Noktaların çok daha sonra birbirine bağlanacağına inanmalısınız. İşler tıkırında gitmediğinde yanlış yere nokta koyduğunuzu ama bir sonraki noktada doğru hizada nokta koyacağınızı bilmeniz sonra bu noktalar birleştiğinde yanlış noktanın hiçbir hükmü kalmayacağına önemli olanın doğrunun istikameti olduğuna inanmanız size öz güven aşılayacaktır. Bu tarz bir bakış açısını yaşamsallaştır/manız/mam hayat/ınızda/tımda büyük bir fark oluşturacaktır.
Sören Kierkegaard’ın da dediği gibi:
“Hayatı tek bir geçmişe bakarak anlayabilir ve yalnızca geleceğe bakarak yaşayabiliriz.”

 
3. Şimdiki Zamana Yolculuk:Ise

Ise iki bin yılı aşkın bir süredir var olan bir tapınağın adıdır ve bu tapınağın bu kadar uzun süredir var olması onu geçmiş zamana ait yapmaz. Nasıl mı? Şöyle ki Japonlar bu yapıyı her yirmi yılda bir yıkıp yeniden inşa ederler. Bu sayede, Ise Tapınağı sonsuza kadar şimdiye ait kalır. Bu gelenek özünde her an ne olmak ve ne yapmak istediğimize karar verecek özgürlüğe zaten sahipken, geçmişin yüküyle ezilmenin ne kadar da kötü bir şey olduğunu anlamamızı sağlayan müthiş bir örnektir. Kendimizi yıkıp yeniden aynı yerde farklı biçimde inşa etmenin, konfor alanlarımızı yıkmanın en yaratıcı eylem olduğu mesajı verilir.
İkigai öğretilerinde birbiriyle çelişiyormuş gibi görünen ama aslında birbirini tamamlayarak dengeleyen şeyler dikkatimi çekti. 10 bin saatimizi planlamayı öneren bir öğreti varken şimdiki zaman tarifi içerisinde “en iyi plan, hiç plan yapmamaktır” da deniyor mesela. İşte bu noktada İkigai insan ruhundaki o sonsuz çatışmayı dengeliyor. İçimizde özgürlük hevesimiz ile öz-denetim ihtiyacımız arasında sıkıntıyla gidip geliyoruz. Kararsızlığın yarattığı stres, fazla kontrolün yarattığı baskılanma hissi ve bu rutinden kaçma isteği. İşte kontrol ile kararsızlık arasındaki dengeyi yakalamak, insan olmanın erdemidir İkigai.

Bu konuya katkı sunacak bir tecrübem var; Nereye gideceğimi, nerede yemek yiyeceğimi dahi not aldığım planlı bir seyahatte sırt çantamla o plana sadık kalmaya gayret ederken o planı bozmaya da aynı hevesle gayret ettiğimi ve en sonunda şöyle bir denge bulduğumu söylebilirim; her şeyi planladığım gezide iki lokasyonu arasına hakkında hiçbir fikrim olmayan sokaklarda kaybolma ritüellerini ekledim. Bu o kadar iyi gelmişti ki beni mekanla ve iç dünyamla yakınlaştırdı. Spontaneliğe izin verin, bilinmeyenin büyüsüne kendinizi bırakın, şimdiki zamanı en çok böyle hissedeceksiniz.

İkigai‘yi 35 aşama ile anlatan kitabın her maddesini detaylıca buraya serme imkanım yoktu ancak benim için en derin ve değerli anlamları olanları dilim döndüğünce aktarmaya gayret ettim ve birer cümleyle kitabın sonuna eklenen 35 cümleyi de kitabı edinemeyenler olabilir diye aşağıya bırakıyorum.*

Kitapta aynı zamanda çeşitli tablo ve şablonlar da mevcut, oradan kendinize uyarlayarak içinizdeki İkigai‘ye doğru derin bir yolculuğa çıkabilirsiniz.

Bu yazıyı kaleme almak beni harekete geçirmeyi başaran çok değerli öğretileri hayatıma uygulacağıma dair kendime verdiğim bir söz olarak da sayılabilir elbette. Her insan değerlidir, içinde kendinden büyük bir yüreği taşıyabilir, yeter ki onu keşfedecek doğru yol ve yöntemleri bulabilsin.

Bu öğretileri kitaplaştıran Hector Garcia (Kirai) ve Francesc Miralles yazar ikilisinin, kitabın sonunda söylediği şu sözlerle bitirelim o vakit:
“Eğer bu kitaptaki bazı aşamaları hayata geçirirseniz, içinizdeki ikigaiye güç verecek ve hedeflerinize ulaşmanızı sağlayacak büyük değişiklikler elde edersiniz. Ancak hedefleri fazlasıyla ciddiye almak gibi bir hataya düşmeyin. Her zaman gülümseyerek ilerleyin, kendinize hata yapma şansı verin ve hem kendinizle hem de başkalarıyla öğrenmeye devam edin. Nerede olursanız olun ve ne yaparsanız yapın, istediğiniz her şeyi yapabileceğinizi ve her şeyin sizin elinizde olduğunu unutmayın. “



*İçinizdeki İkigaiyi Hayata Geçirmek İçin 35 Kilit Nokta
1.) Bir şeyi yüzde 10 oranında geliştirmek istiyorsanız, onu yüzde 100 geliştirebileceğinizi hayal edin.
2.) Ajandanıza yapılması “imkansız” olan en az bir şey ekleyin.
3.) Amacınıza ulaşmak için sabırlı ve sebâtkar olun.
4.) 21 gününüzü olumlu ve yeni bir alışkanlık edinmeye adayın.
5.) Güvendiğiniz kişilerden geribildirim isteyin.
6.) Kendinize, tutkunuzu keşfetmek üzere size yol gösterecek bir akıl hocası bulun.
7.) Projeye dönüştürebileceğiniz bir şeyi örnek alın ve geliştirin.
8.) Sevdiğiniz ve sevmediğiniz şeyleri eleyerek keşfedin.
9.) Her hafta, geliştirmek istediğiniz bir erdem üzerinde çalışın.
10.) Beraber kavramak ve beraber gelişmek adına, tutkularınızı sizinle aynı ruh halinde olan kişilerle paylaşın.
11.) Konfor alanınızın dışına çıkın ve yeni bölgeler keşfedin.
12.) Acil olan önemli konulara öncelik verin.
13.) Başlıca veya kazançlı olmayan her şeyden soyutlanın.
14.) Projelerinize, size harekete geçmeniz için gereken ilhamı verecek isimler verin.
15.) Çocukluk hayallerinizi ve değerlerinizi yeniden keşfedin.
16.) Motive olmak için yaşamınızdaki büyük başarılarınızı hatırlayın.
17.) En yakın arkadaşlarınıza odaklanın ve onlara hak ettiği değeri verin.
18.) Şimdiki zamanı anlayabilmek için geçmişte başınıza gelen olayları birleştirin.
19.) Ekranlardan ve sanal dünyadan bir müddet uzaklaşın.
20.) Yemeklerinize ve boş zamanlarınıza slow life tekniğini uygulayın.
21.) Dağılmadan, bir seferde tek bir şeye odaklanın.
22.) Her gün en az 5 dakikanızı kişisel bir konu üzerine yazmaya ayırın.
23.) Duygularınızı açığa çıkarmak için haiku sanatıyla uğraşın.
24.) Yaşamınızın her döneminde önemli kararlar almayı öğrenin.
25.) Cevabını bilmediğiniz soruları düşlerinize danışın.
26.) Enso çemberi çizerek akışa kapılın.
27.) Haftada bir koan çözün.
28.) Günlük aktiviteleriniz sırasında farkındalık egzersizi yapın.
29.) Mutlu tesadüflere ve diğer rastlantılara kapılarınızı açın.
30.) Her gün bencillikten uzak bir davranış sergileyin.
31.) Sizi mutlu eden insanlara düzenli aralıklarla kucak açın.
32.) Arada sırada bir maceraya atılın ve sürprizlerle karşılaşmaya hazırlıklı olun.
33.) Kaizen ile İkigai’nizin gelişimini bütünleştirin.
34.) İlerlediğiniz yolda kendinizi, sizi geliştirecek oklara verin.
35.) Olumsuzluklardan uzaklaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir